işin içinden çıkamadım yine
iki artı ikiye dört diyorlardı ama
bir artı bir hiçbir zaman iki edemiyordu
yanlışlık bende miydi ?
yoksa dört işlem yalan mı söylüyordu ?
olması gerekenlerin olması için kurallardan veya formüllerden vazgeçebilir miydik ?
ya da hiç olmayacakların olmasının sebebi iki artı ikinin dört etmesinden mi kaynaklanıyordu
bilemiyorum...
aslında verecekleri cevapta pek tatmin edici olamayacaktı inananlar için
iki artı ikinin dört etmesi ya da etmemesi değildi esas problem
esas olan kendi doğrularının ne kadar dört ettiğiydi.
sen ne kadar dört ettirebilsen bile makina hep "error" veriyordu nasılsa
doğru olan bendim
ama doğrularımı yanlış olan dörtlere bindirmeseydim eğer...
ortada ne yanlış kalırdı ne doğru ne dört ne de iki.
esas olan 1 di ve toplamaya gücüm yetmiyordu....
not:sonuna kadar okuma sabrını gösterenler bana bir mesaj atsınlar bakalım.
10 Ekim 2008 Cuma
ters orantı
güzeli beğenip çirkini seviyorsam
kolayını bilip zorunu yapıyorsam
değerini bilip değer vermiyorsam
seveni görüp sevgimi göstermiyorsam
tok olduğumu bile bile kendimi açlığıma inandırıyorsam
baktığımı duyup gördüğüme susuyorsam
sahip olunanı almayıp olmayanı arıyorsam
ve
doğruyu görüp yanlışı seçiyorsam
hayata dair bir umut var demektir.
peki umut olduğunu bilip umutsuzluğa kapılıyorsam ?
dipnot:öyle gelip geçici şeyler bunlar, su gibi,hayat gibi...
(kazara biri okur diye not düşelim )
kolayını bilip zorunu yapıyorsam
değerini bilip değer vermiyorsam
seveni görüp sevgimi göstermiyorsam
tok olduğumu bile bile kendimi açlığıma inandırıyorsam
baktığımı duyup gördüğüme susuyorsam
sahip olunanı almayıp olmayanı arıyorsam
ve
doğruyu görüp yanlışı seçiyorsam
hayata dair bir umut var demektir.
peki umut olduğunu bilip umutsuzluğa kapılıyorsam ?
dipnot:öyle gelip geçici şeyler bunlar, su gibi,hayat gibi...
(kazara biri okur diye not düşelim )
14 Temmuz 2008 Pazartesi
hiçbir şey
hiçbir şey yolunda değil....
hiçbir şey umrumda değil.
hiçbir şey vazgeçilmez değil !
içinde olmak zor buranın
dışında kalmak imkansız...
hiçbir şey umrumda değil.
hiçbir şey vazgeçilmez değil !
içinde olmak zor buranın
dışında kalmak imkansız...
17 Haziran 2008 Salı
beni mi izliyorsunuz lan siz ?
herkese en az bir kez olduğunu tahmin ediyorum.
hani olur ya bazı şarkılar vardır.
ulan adamlar beni anlatmışlar be.
ben kendimi bu kadar iyi anlatamazdım ruh halimi bu kadar iyi yansıtamazdım diye düşünürsünüz.
hatta meseleyi paranoyaklığa kadar vardırıp acaba izleniyo muyum ya yoksa beni deney için mi kullanıyorlar dersiniz :) (abarttım biliyorum )
bugün onlardan birini paylaşmak istedim...
ben susuyorum Başıbozuk söylüyor
"Ben Yaptım "
Darmadağınık hayatım toplamanıza gerek yok
Nası olsa ben tekrar..
Tekrar dağıtacağım..Üzülmenize gerek yok
Ben nasılsa bir kayıbım
Kalabalık sokakları seven arsız yanlızlığım
Şişede durduğu gbi durmasada şarhoşluğum
Anlayamam bazen var mıyım yok muyum
İhbar edin beni
Ben düşlerimi öldürdüm
Parçalara ayrılıp serseriliğime gömdüm
Şişede durdugu gbi durmasada şarhoşluğum
Anlayamam bazen var mıyım yok muyum
İhbar edin beni Ben düşlerimi öldürdüm
Parçalara ayrılıp serseriliğime gömdüm
Parçalara ayırıp çaresizliğime gömdüm
Saçlarım sakallarım karıştı birbirine
Kesmem hiç nasılsa dönecekler eski hallerine..
Kızmanıza gerek yok ben böyleyim işte
Virtinlere işemeyi sever arsız yanlızlığım...
hani olur ya bazı şarkılar vardır.
ulan adamlar beni anlatmışlar be.
ben kendimi bu kadar iyi anlatamazdım ruh halimi bu kadar iyi yansıtamazdım diye düşünürsünüz.
hatta meseleyi paranoyaklığa kadar vardırıp acaba izleniyo muyum ya yoksa beni deney için mi kullanıyorlar dersiniz :) (abarttım biliyorum )
bugün onlardan birini paylaşmak istedim...
ben susuyorum Başıbozuk söylüyor
"Ben Yaptım "
Darmadağınık hayatım toplamanıza gerek yok
Nası olsa ben tekrar..
Tekrar dağıtacağım..Üzülmenize gerek yok
Ben nasılsa bir kayıbım
Kalabalık sokakları seven arsız yanlızlığım
Şişede durduğu gbi durmasada şarhoşluğum
Anlayamam bazen var mıyım yok muyum
İhbar edin beni
Ben düşlerimi öldürdüm
Parçalara ayrılıp serseriliğime gömdüm
Şişede durdugu gbi durmasada şarhoşluğum
Anlayamam bazen var mıyım yok muyum
İhbar edin beni Ben düşlerimi öldürdüm
Parçalara ayrılıp serseriliğime gömdüm
Parçalara ayırıp çaresizliğime gömdüm
Saçlarım sakallarım karıştı birbirine
Kesmem hiç nasılsa dönecekler eski hallerine..
Kızmanıza gerek yok ben böyleyim işte
Virtinlere işemeyi sever arsız yanlızlığım...
14 Haziran 2008 Cumartesi
ösese
allahın emri peygamberin kavliyle yarın ösese ye giriyorum.
2005 yılında girdiğim sınavdan 45 dakikada çıkmamdan mütevellit yarınki sınavda sınav salonunda daha uzun zamanlar geçirmeyi umuyorum.
sinir stres yok.
lan napıcam ya herşeyi unutursam derdi yok (zaten bi skim bilmiyorum sayın okuyucular )
sıraya sığmazsam nolucak derdi yok (gurban olduğumun öseyeme si o kadar boyumuzu kilomuzu sordu heralde göt kadar sıraya oturtmaz bizi )
neyse kısa kesmem gerekirse rahatım yani.
son olarak yarın sınava girecek kimseye başarı falan dilemiyorum.
banane lan başkasından onlar başarılı olacak da ne olacak bana birşey var mı kardeşim?
ben başarılı olsam yeter de artar bile (swh)
he bu arada bu yazıları da kşmse okumuyo esasen ama ben yine de hürmet gösterir yazıma son verirken küçüklerimin gözlerinden büyüklerimin ellerinden yaşıtlarımın da gıdılarndan öperim
esen kalın...
2005 yılında girdiğim sınavdan 45 dakikada çıkmamdan mütevellit yarınki sınavda sınav salonunda daha uzun zamanlar geçirmeyi umuyorum.
sinir stres yok.
lan napıcam ya herşeyi unutursam derdi yok (zaten bi skim bilmiyorum sayın okuyucular )
sıraya sığmazsam nolucak derdi yok (gurban olduğumun öseyeme si o kadar boyumuzu kilomuzu sordu heralde göt kadar sıraya oturtmaz bizi )
neyse kısa kesmem gerekirse rahatım yani.
son olarak yarın sınava girecek kimseye başarı falan dilemiyorum.
banane lan başkasından onlar başarılı olacak da ne olacak bana birşey var mı kardeşim?
ben başarılı olsam yeter de artar bile (swh)
he bu arada bu yazıları da kşmse okumuyo esasen ama ben yine de hürmet gösterir yazıma son verirken küçüklerimin gözlerinden büyüklerimin ellerinden yaşıtlarımın da gıdılarndan öperim
esen kalın...
13 Haziran 2008 Cuma
12 Haziran 2008 Perşembe
kararsız
çok uzun zaman oldu uzun zaman olalı
bu satırların içi neden boş ?
ve
neden anlamı yok ?
şimdi anlamaya başlıyorum.
belki de şimdi anlamaya çalışıyorum
daha ona bile karar verememiştim halbuki
ne istedim ne oldu
ya da
ne istemedim ne olmadı.
sorusu olmayan cevaplar;
cevabı olmayan sorulardan daha yıpratıcı oluyor.
karar verdiğim ölçüde kararsızım bu aralar
yazılar da onu ifade ediyor belki...
belki de ...
belki de belkisi yok işte...
hayat gibi; düz mantık,tekdüze ve kararsız...
bu satırların içi neden boş ?
ve
neden anlamı yok ?
şimdi anlamaya başlıyorum.
belki de şimdi anlamaya çalışıyorum
daha ona bile karar verememiştim halbuki
ne istedim ne oldu
ya da
ne istemedim ne olmadı.
sorusu olmayan cevaplar;
cevabı olmayan sorulardan daha yıpratıcı oluyor.
karar verdiğim ölçüde kararsızım bu aralar
yazılar da onu ifade ediyor belki...
belki de ...
belki de belkisi yok işte...
hayat gibi; düz mantık,tekdüze ve kararsız...
anlamsız
ben yapmazdım...
ben yapmamalıydım...
ben yapmadım.
sadece korktum...
sadece kurdum...
sadece düşledim.
faydası olur mu bilemem
ama artık önemi yok
ben şimdiye kadar düşünmedim,
gerisini "onlar" düşünsün
ben yapmamalıydım...
ben yapmadım.
sadece korktum...
sadece kurdum...
sadece düşledim.
faydası olur mu bilemem
ama artık önemi yok
ben şimdiye kadar düşünmedim,
gerisini "onlar" düşünsün
7 Mayıs 2008 Çarşamba
sevgili blog (günlük )
sevgili blogum...
bu sabah yani sabah dediğim 11:30 civarları uykumdan uyandım, her zaman olduğu gibi daha uykunun mayhoşluğunu üzerimden atamadan bildiğim bütün küfürleri saymış olduğumu fark ettim.
ettiğim küfürler kafi gelmemiş olacak ki; yenilerini öğrenmek için tek göz kapalı seke seke bilgisayarımın power tuşuna bastım ve yine seke seke mutfağa seyirttim.
uyanmak adına ilk eylemimi gerçekleştirerek kahvemi hazırlamaya koyuldum...
ettiğim küfürlerin devamı olaraktan hazırladığım kahve ile sigaramı yakıp cam kenarına kuruldum...(bu gidişle ülser olmam yakındır ). kişisel ihtiyaçlarımı karşılamamı müteakiben 8-) hali hazırda power düğmesine basılmış olan bilgisayarımın başına geçtim.
mailler , bloglar falan derken küçük bir gezinti gerçekleştirdim...
saate baktım saat 12:39 du.
neden sonra blogumu ihmal ettiğim düşüncesine kapıldım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim...
yazacak konu bulamadığımdan dolayı bomboş olan vatana yararlı hiçbir şeyin yapılamayacağı bu günümü bütün ayrıntılarıyla buraya aksttirmeye karar verdim.
yaklaşık 10 dakikadır yazıyorum şimdi bu yazıyı kaydediyorum ve boş günümün keyfini çıkartmaya ! devam ediyorum.
keyfime göre ilerleyen saatlerde ekleme yapabilirim...
saat 12:54 olmuş.
günün geri kalanında başka gol olmadığından takımlar sahadan birer puanla ayrıldılar...
bu sabah yani sabah dediğim 11:30 civarları uykumdan uyandım, her zaman olduğu gibi daha uykunun mayhoşluğunu üzerimden atamadan bildiğim bütün küfürleri saymış olduğumu fark ettim.
ettiğim küfürler kafi gelmemiş olacak ki; yenilerini öğrenmek için tek göz kapalı seke seke bilgisayarımın power tuşuna bastım ve yine seke seke mutfağa seyirttim.
uyanmak adına ilk eylemimi gerçekleştirerek kahvemi hazırlamaya koyuldum...
ettiğim küfürlerin devamı olaraktan hazırladığım kahve ile sigaramı yakıp cam kenarına kuruldum...(bu gidişle ülser olmam yakındır ). kişisel ihtiyaçlarımı karşılamamı müteakiben 8-) hali hazırda power düğmesine basılmış olan bilgisayarımın başına geçtim.
mailler , bloglar falan derken küçük bir gezinti gerçekleştirdim...
saate baktım saat 12:39 du.
neden sonra blogumu ihmal ettiğim düşüncesine kapıldım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim...
yazacak konu bulamadığımdan dolayı bomboş olan vatana yararlı hiçbir şeyin yapılamayacağı bu günümü bütün ayrıntılarıyla buraya aksttirmeye karar verdim.
yaklaşık 10 dakikadır yazıyorum şimdi bu yazıyı kaydediyorum ve boş günümün keyfini çıkartmaya ! devam ediyorum.
keyfime göre ilerleyen saatlerde ekleme yapabilirim...
saat 12:54 olmuş.
günün geri kalanında başka gol olmadığından takımlar sahadan birer puanla ayrıldılar...
4 Mayıs 2008 Pazar
yaz bunu yazamaz mısın :)
cuma gecesi taxi bardaydık leed guitarist majestic bilmemne ,
ismini yine unuttum onun davulcu arkadaşı ,sevgili born_to_rock sami ve onun arkadaşlarıyla...
aaa tesadüfe bakın bir baktık sahnede can güney,can ergenler bir davulcu ve bir de turkey börkın (bülbül sesli aslan ) dan oluşan Can Güney project sistemleri ltd şti...:)
mekanın ortamını şöyle kısaca bir aktarmam gerekirse ;
havalandırma yok servis yok , oturacak yer yok,sigara dumanı çok .
hem küçük bir mekan hem de içeride hoplayıp zıplayan koca dötlü gothik kızlar olunca biz de epey daraldık haliyle :)
neyse uzztmaya gerek yok adım bile atamadığımız mekanda can güney project in gevurca şarkılarını dinledik dinledik durduk .
zaten çoğu şarkıda ritimler kaçtı sololar yanlış atıldı falan filan...
onlar da fark ettiler galiba erken bitti konser.
ondan sonra daha önceden planladığımız gibi tophane ye inelim dedik bakalım ne var ne yok...
ama sami nin sabah toplantısı olduğundan kendisi bize katılamadı ve arkadaşlarıyla evinin yolunu tuttu, buradan kendisine hayırlı yolculuklar dileyip (adam şimdi dönmüştür bile ) en kısa zamanda dönmesini temenni ediyorum.
neyse ben, emre ve emrenin davulcusu (ismi hatırladım Atalay :) ) geleneksel besinimiz olan patsoyu mideye indirdikten sonra ufak bir kararsızlıktan sonra tophaneye beyoğlu nun arka sokaklarından yürüyerek inmeye karar verdik...
dötümüz uçbuçuk ata ata bildiğimiz bütün duaları içimizden söyleyerek nihayet tophaneye tek parça ulaştık :)
nargilemizi çayımızı söyledik sohbetimizi muhabbetimizi yaptık.
bol bol turkıy börkın ın kulaklarını çınlattık . tavlayı emre nin koltuğunun :) altına verdim.
iyi ki bir blogumuz var; emre bey bütün gece bunu da bloga yaz bunu da yazarsın bunu da yazarsın diye konuşup durdu.
al işte lan hepsini yazdım.
başın ğöge erdi mi :)
yok belki de arada yazamadığım olmuştur o kadar da olsun yani 8-)
neyse memonun maçının ilk devresini de izledikten ve ciğerlerimizi 5 saat nargile ile doldurduktan sonra nihayet sabah oldu .
geldiğimiz yoldan bu sefer İstiklal e geri döndük.
kahvaltı vs vs derken bizim aklı evvellerin aklına sabahın köründe stüdyoya girmek geldi.
daha önceden elimizde bulunan kartla stüdyo sahibi abiyi telefonla taciz edip uyandırdık , gel lan biz stüdyoya giricez dedik.
allahtan adam sakin biri çıktı da küfür etmedi :)
neyse efendim adam evinden gelip stüdyoyu açtı sabahın köründe stüdyoya da girdik onu da yapmış olduk :)
daha sonra mı ?
sonrası yok evimize gittik yattık uyuduk
onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine ...
adı muallak olarak geçenler
turkey börkın : Burkan TÖRÜN
emrenin davulcusu : Atalay
ismini yine unuttum onun davulcu arkadaşı ,sevgili born_to_rock sami ve onun arkadaşlarıyla...
aaa tesadüfe bakın bir baktık sahnede can güney,can ergenler bir davulcu ve bir de turkey börkın (bülbül sesli aslan ) dan oluşan Can Güney project sistemleri ltd şti...:)
mekanın ortamını şöyle kısaca bir aktarmam gerekirse ;
havalandırma yok servis yok , oturacak yer yok,sigara dumanı çok .
hem küçük bir mekan hem de içeride hoplayıp zıplayan koca dötlü gothik kızlar olunca biz de epey daraldık haliyle :)
neyse uzztmaya gerek yok adım bile atamadığımız mekanda can güney project in gevurca şarkılarını dinledik dinledik durduk .
zaten çoğu şarkıda ritimler kaçtı sololar yanlış atıldı falan filan...
onlar da fark ettiler galiba erken bitti konser.
ondan sonra daha önceden planladığımız gibi tophane ye inelim dedik bakalım ne var ne yok...
ama sami nin sabah toplantısı olduğundan kendisi bize katılamadı ve arkadaşlarıyla evinin yolunu tuttu, buradan kendisine hayırlı yolculuklar dileyip (adam şimdi dönmüştür bile ) en kısa zamanda dönmesini temenni ediyorum.
neyse ben, emre ve emrenin davulcusu (ismi hatırladım Atalay :) ) geleneksel besinimiz olan patsoyu mideye indirdikten sonra ufak bir kararsızlıktan sonra tophaneye beyoğlu nun arka sokaklarından yürüyerek inmeye karar verdik...
dötümüz uçbuçuk ata ata bildiğimiz bütün duaları içimizden söyleyerek nihayet tophaneye tek parça ulaştık :)
nargilemizi çayımızı söyledik sohbetimizi muhabbetimizi yaptık.
bol bol turkıy börkın ın kulaklarını çınlattık . tavlayı emre nin koltuğunun :) altına verdim.
iyi ki bir blogumuz var; emre bey bütün gece bunu da bloga yaz bunu da yazarsın bunu da yazarsın diye konuşup durdu.
al işte lan hepsini yazdım.
başın ğöge erdi mi :)
yok belki de arada yazamadığım olmuştur o kadar da olsun yani 8-)
neyse memonun maçının ilk devresini de izledikten ve ciğerlerimizi 5 saat nargile ile doldurduktan sonra nihayet sabah oldu .
geldiğimiz yoldan bu sefer İstiklal e geri döndük.
kahvaltı vs vs derken bizim aklı evvellerin aklına sabahın köründe stüdyoya girmek geldi.
daha önceden elimizde bulunan kartla stüdyo sahibi abiyi telefonla taciz edip uyandırdık , gel lan biz stüdyoya giricez dedik.
allahtan adam sakin biri çıktı da küfür etmedi :)
neyse efendim adam evinden gelip stüdyoyu açtı sabahın köründe stüdyoya da girdik onu da yapmış olduk :)
daha sonra mı ?
sonrası yok evimize gittik yattık uyuduk
onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine ...
adı muallak olarak geçenler
turkey börkın : Burkan TÖRÜN
emrenin davulcusu : Atalay
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)