14 Haziran 2008 Cumartesi

ösese

allahın emri peygamberin kavliyle yarın ösese ye giriyorum.
2005 yılında girdiğim sınavdan 45 dakikada çıkmamdan mütevellit yarınki sınavda sınav salonunda daha uzun zamanlar geçirmeyi umuyorum.
sinir stres yok.
lan napıcam ya herşeyi unutursam derdi yok (zaten bi skim bilmiyorum sayın okuyucular )
sıraya sığmazsam nolucak derdi yok (gurban olduğumun öseyeme si o kadar boyumuzu kilomuzu sordu heralde göt kadar sıraya oturtmaz bizi )
neyse kısa kesmem gerekirse rahatım yani.
son olarak yarın sınava girecek kimseye başarı falan dilemiyorum.
banane lan başkasından onlar başarılı olacak da ne olacak bana birşey var mı kardeşim?
ben başarılı olsam yeter de artar bile (swh)
he bu arada bu yazıları da kşmse okumuyo esasen ama ben yine de hürmet gösterir yazıma son verirken küçüklerimin gözlerinden büyüklerimin ellerinden yaşıtlarımın da gıdılarndan öperim
esen kalın...

13 Haziran 2008 Cuma

doğaçlama

doğaçlama yaşıyorum
tespit yok
analiz yok
soru soran çok
yanıtlayan yok
sorun çok
çözüm yok.
haydi rastgele !

12 Haziran 2008 Perşembe

kararsız

çok uzun zaman oldu uzun zaman olalı

bu satırların içi neden boş ?

ve

neden anlamı yok ?

şimdi anlamaya başlıyorum.

belki de şimdi anlamaya çalışıyorum

daha ona bile karar verememiştim halbuki

ne istedim ne oldu

ya da

ne istemedim ne olmadı.

sorusu olmayan cevaplar;
cevabı olmayan sorulardan daha yıpratıcı oluyor.

karar verdiğim ölçüde kararsızım bu aralar
yazılar da onu ifade ediyor belki...
belki de ...
belki de belkisi yok işte...
hayat gibi; düz mantık,tekdüze ve kararsız...

anlamsız

ben yapmazdım...
ben yapmamalıydım...
ben yapmadım.
sadece korktum...
sadece kurdum...
sadece düşledim.
faydası olur mu bilemem
ama artık önemi yok
ben şimdiye kadar düşünmedim,
gerisini "onlar" düşünsün

7 Mayıs 2008 Çarşamba

sevgili blog (günlük )

sevgili blogum...
bu sabah yani sabah dediğim 11:30 civarları uykumdan uyandım, her zaman olduğu gibi daha uykunun mayhoşluğunu üzerimden atamadan bildiğim bütün küfürleri saymış olduğumu fark ettim.
ettiğim küfürler kafi gelmemiş olacak ki; yenilerini öğrenmek için tek göz kapalı seke seke bilgisayarımın power tuşuna bastım ve yine seke seke mutfağa seyirttim.
uyanmak adına ilk eylemimi gerçekleştirerek kahvemi hazırlamaya koyuldum...
ettiğim küfürlerin devamı olaraktan hazırladığım kahve ile sigaramı yakıp cam kenarına kuruldum...(bu gidişle ülser olmam yakındır ). kişisel ihtiyaçlarımı karşılamamı müteakiben 8-) hali hazırda power düğmesine basılmış olan bilgisayarımın başına geçtim.
mailler , bloglar falan derken küçük bir gezinti gerçekleştirdim...
saate baktım saat 12:39 du.
neden sonra blogumu ihmal ettiğim düşüncesine kapıldım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim...
yazacak konu bulamadığımdan dolayı bomboş olan vatana yararlı hiçbir şeyin yapılamayacağı bu günümü bütün ayrıntılarıyla buraya aksttirmeye karar verdim.
yaklaşık 10 dakikadır yazıyorum şimdi bu yazıyı kaydediyorum ve boş günümün keyfini çıkartmaya ! devam ediyorum.
keyfime göre ilerleyen saatlerde ekleme yapabilirim...
saat 12:54 olmuş.

günün geri kalanında başka gol olmadığından takımlar sahadan birer puanla ayrıldılar...



4 Mayıs 2008 Pazar

yaz bunu yazamaz mısın :)

cuma gecesi taxi bardaydık leed guitarist majestic bilmemne ,
ismini yine unuttum onun davulcu arkadaşı ,sevgili born_to_rock sami ve onun arkadaşlarıyla...

aaa tesadüfe bakın bir baktık sahnede can güney,can ergenler bir davulcu ve bir de turkey börkın (bülbül sesli aslan ) dan oluşan Can Güney project sistemleri ltd şti...:)

mekanın ortamını şöyle kısaca bir aktarmam gerekirse ;

havalandırma yok servis yok , oturacak yer yok,sigara dumanı çok .

hem küçük bir mekan hem de içeride hoplayıp zıplayan koca dötlü gothik kızlar olunca biz de epey daraldık haliyle :)

neyse uzztmaya gerek yok adım bile atamadığımız mekanda can güney project in gevurca şarkılarını dinledik dinledik durduk .

zaten çoğu şarkıda ritimler kaçtı sololar yanlış atıldı falan filan...

onlar da fark ettiler galiba erken bitti konser.

ondan sonra daha önceden planladığımız gibi tophane ye inelim dedik bakalım ne var ne yok...

ama sami nin sabah toplantısı olduğundan kendisi bize katılamadı ve arkadaşlarıyla evinin yolunu tuttu, buradan kendisine hayırlı yolculuklar dileyip (adam şimdi dönmüştür bile ) en kısa zamanda dönmesini temenni ediyorum.

neyse ben, emre ve emrenin davulcusu (ismi hatırladım Atalay :) ) geleneksel besinimiz olan patsoyu mideye indirdikten sonra ufak bir kararsızlıktan sonra tophaneye beyoğlu nun arka sokaklarından yürüyerek inmeye karar verdik...



dötümüz uçbuçuk ata ata bildiğimiz bütün duaları içimizden söyleyerek nihayet tophaneye tek parça ulaştık :)

nargilemizi çayımızı söyledik sohbetimizi muhabbetimizi yaptık.

bol bol turkıy börkın ın kulaklarını çınlattık . tavlayı emre nin koltuğunun :) altına verdim.

iyi ki bir blogumuz var; emre bey bütün gece bunu da bloga yaz bunu da yazarsın bunu da yazarsın diye konuşup durdu.

al işte lan hepsini yazdım.

başın ğöge erdi mi :)

yok belki de arada yazamadığım olmuştur o kadar da olsun yani 8-)

neyse memonun maçının ilk devresini de izledikten ve ciğerlerimizi 5 saat nargile ile doldurduktan sonra nihayet sabah oldu .
geldiğimiz yoldan bu sefer İstiklal e geri döndük.
kahvaltı vs vs derken bizim aklı evvellerin aklına sabahın köründe stüdyoya girmek geldi.
daha önceden elimizde bulunan kartla stüdyo sahibi abiyi telefonla taciz edip uyandırdık , gel lan biz stüdyoya giricez dedik.
allahtan adam sakin biri çıktı da küfür etmedi :)
neyse efendim adam evinden gelip stüdyoyu açtı sabahın köründe stüdyoya da girdik onu da yapmış olduk :)
daha sonra mı ?
sonrası yok evimize gittik yattık uyuduk
onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine ...

adı muallak olarak geçenler

turkey börkın : Burkan TÖRÜN
emrenin davulcusu : Atalay

28 Nisan 2008 Pazartesi

şampiyonluk nağmeleri inletiyor sami yen i

takımımı çok seviyorum hatta hayatta en çok sevdiğim beş şeyden biridir Galatasaray ım .
hani bir marş ta diyorlar ya ;
yensek yenilsek kalbim hep senle... diye aynen öyle işte.
kazandığımız zamanlarda daha çok sevdiğimi söylememe gerek yoktur umarım :)
her neyse bütün zor şartlara ve handikaplara rağmen fenerbahçe yi yenip liderlik koltuğuna oturan takımımı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
teşekkürler GALATASARAY (h)

galatasaraylı futbolcular 90 dakika üst düzey mücadele ettiler. (cevat güler, burak dilmen)galatasaraylı futbolcular tek pas yapıp, 2'ye 1 deneyerek disiplinden hiç kopmadılar. (karl heinz feldkamp)
galatasaraylı futbolcular önde oldukları dakikalarda bile hücumu düşünüp, zevk verdiler. (eric gerets)
galatasaraylı futbolcular fenerbahçe'nin yenilmez olmadığına yürekten inanıyorlardı.
(gheorghe hagi)
galatasaraylı futbolcular yenilmenin kolay, yenmenin olay olduğunu iyi biliyorlardı. (fatih terim)galatasaraylı futbolcular zafer yolunda yıldızlara ihtiyaçları olmadığının farkındalardı. (mircea lucescu)
galatasaraylı futbolcular o formanın ruhunda bir ulubatlı olduğunu iyi hissediyorlardı. (graeme souness)
galatasaraylı futbolcular hedefe yürürken asla pes edilmemesi gerektiğini öğrenmişlerdi. (reinhard saftig)
galatasaraylı futbolcular emanete asla hıyanet etmezlerdi, edemezlerdi. (rainer hollmann)galatasaraylı futbolcular öğrenmenin seviyesi olmadığını içimize işlediler. (karl heinz feldkamp)galatasaraylı futbolcular başarmak için yeri geldiğinde sil-baştan yapmaya alışıklardı. (mustafa denizli)
galatasaraylı futbolcular hezimetlerin, zafer müjdecisi olduğunu zaten görüyorlardı. (sigfried held)
galatasaraylı futbolcular avrupa fatihi unvanını kopenhag'da almamışlardı. (mustafa denizli)galatasaraylı futbolcular ömürleri yettiği sürece hep sıfırdan başlayacaklardı. (jupp derwall)galatasaraylı futbolcular asli görevlerinin 'yabancıları' yenmek olduğunu anlıyorlardı. (ali sami yen)
galatasaraylı futbolcular yoktan var etmeyi hayat felsefesi edinmişlerdi. (büyük galatasaray taraftarı)

dip not : yazının 2. parafı ekşi sözlükten (ç)alıntıdır.

27 Nisan 2008 Pazar

keyfini çıkartın

heyecanlı bir akşam olacak...
bu akşam dünyanın 1 numaralı derbisi oynanacak.
gazozuna bile oynansa; bana göre dünyanın en zevkli futbol maçı olan bu derbinin ligin bitimine 3 hafta kala kazanana şampiyonluğu getirecek bir atmosferde oynanacak olması yaşayacağımız heyacanı da yükseltiyor.
tabi ki kendi takımımın kazanmasını daha çok istemekle beraber "iyi oynayan ve hakeden kazansın" diyorum.
unutmayalım ki bu heyecan bu şölen hepimizin
keyfini çıkartalım...

26 Nisan 2008 Cumartesi

türkçe biliyoğ muusunuz ? {spoiler for Lost }

şurda dimağımızın tadıyla izlediğimiz kaç tane dizi var ki...
düşünüp düşünüp bir ya da iki cevabını verebiliriz muhtemelen.
bu dizilerin başında da Lost geliyor tabi ki...
Lost yaklaşık bir aylık kısa (daha uzunlarını da gördük :S )bir aradan sonra yayınlanan 9. bölümü ile geri döndü .
bir döndü pir döndü Lostumuz.
daha bölüm bitmeden tamam dedim bu benim izlediğim en iyi bölümlerden birisi.
pek kimselerin sevmediği ama benim nedense diziye ilk girdiği günden itibaren severek izlediğim Benjamin Linus odaklı bir bölüm oldu ,gördük ki benjamin amcamız zamanda yolculuk vari geziler yapabiliyormuş.
senaristlerin ısrarla söyledikleri ;bütün sırlar sezon 1 bölüm 1 de saklı sözleri aklıma geldi birden benjamin amcamı çölde kutup ayısı tarzında uyandığında.ağzından da dumanlar çıkıyordu bunu da fark etmedim sanmayın.
ilk bölümde jack in adada uyandığı sahne ile neredeyse bire bir kopya gibiydi bu sahne,
jack de aynı benjamin gibi bir şok ile uyanmıştı ve birden elini omzundaki yaraya götürmüştü aynı benjamin amcamın yaptığı gibi; bu olay da jack in zaman yolculuğu yaptığını kanıtlayabilir nitelikte.
Benjamin in ne kadar zeki çevik ve ahlaklı olduğunu gördük bu bölümde...
bu kanıya nerden mi vardım açıklayayım;
tüğrkçe biliyoğ musunuz tarzı ifadeleri (tunusun hala osmanlı imapatorluğunun toprağı olduğunu sandı galiba garibim), elindeki sopaya benzeyen şey ile iki tane otomatik tüfekli adamı haklaması ve teslim oluyorum diyen adamı öldürmeyip bayıltmasından...
ayrıca benjamin amcamızın "black smoke kullanma kılavuzu" varmış ta bizim şimdiye kadar haberimiz yokmuş sayın okuyucular...
üst üste açılan 8 kapının ardından benjamin amca black smoke kullanma kılavuzunu buldu da bizde rahata erdik.
ayrıca benjamin in allahsız fabrikatör zalim baba charles widmore ile aralarında bazı kurallar varmış bunu da öğrenmiş olduk..
bunlar eskiden kankaydı galiba sonradan işin içine ada falan girdi araları bozuldu.

neyse ya bu yazı epey benjamin linus odaklı oldu sanki.
neden oldu bende bilmiyorum.
aman ya blog benim değil mi nasıl istersem öyle olur :)

neyse son olarak allah kimseyi lostsuz bırakmasın diyorum ve iyi hafta sonlar diliyorum...

22 Nisan 2008 Salı

sen

şu müzik denen olay ne kadar ilginç birşey di mi canlar ,aklınıza geldik gelmedik her türlü konu veya zamazingo için şarkı yazabiliyorsunuz ve Türkçemiz ne kadar esnek bir dil ; kelimeleri ,cümleleri kendi kafanıza göre yorumlayıp başka başka anlamlar çıkarabiliyorsunuz bir yazıyı şiiri veya şarkıyı okurken.
hoş bu olay algıda seçicilik işte ! diyerek geçiştirilebilir ama neyse... bizim konumuz bu değil :)

seksenli yılların sonu doksanlı yılların başlarında ülkemizde yerli iron maiden olarak bilinen dört elemandan oluşan bir heavy metal grubumuz vardı hadi adını da söyliyim de kafalarda soru işareti kalmasın, Dr. Skull
şimdilerde belki de torun torba sahibi olmuş olma ihtimalleri yüksek bu amcalar vakt-i zamanında "sen" adlı bir şarkı tıngırdatıyorlarmış. Şarkının sözlerine şöyle bir baktığımızda ;
vay be ne güzel yazmış adamlar aşk bu işte kardeşim aşk bu diye düşünüyorsunuz.
hatta neredeyse imkansız olsa bile bir yerlerde bu şarkıyı duyma olayınız olursa epey duygulanıyorsunuz buram buram "aşk" koktuğunu hissedebiliyorsunuz.
ama şarkının sonuna geldiğinizde kazın ayağının hiç te sandığınız gibi olmadığını anlıyorsunuz :)
buram buram kokan şeyin aşk değil de ........ başka birşey olduğu ortaya çıkıyor.
neyse ben lafı çok uzattım sadede geleyim sizler için şarkının sözlerini buldum ve paylaşmak istedim sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim.
şarkının sonunda yüzünde tebessüm oluşmayandan para almıyoruz :)

buyrun Dr Skull ve Sen...


ayrılmadan önce son kez baktım sana
hala gururlu ve hala sıcaktın

nereye gitsem hep senin kokun
her taşın altinda sen vardın
herkesin icinde bir parca sen
ipin ucu kaçinca sen çikardın

kimi yedi seni kimi sakladı
kimi beyaza boyayıp akladı
kimi yoluna yok oldu bitti
kimi kaçırdı seni, agladı

aniden geldi içime bir sancı gibi
bir gün akan sularla kaybolup gittin
kıvrandım durdum günlerce yoksun diye
ve aniden yolumun üstünde bittin

biliyorum yine geleceksin
ve ben aynı şeyleri yapacagım
pişman degilim bu anlar için
her gün seni anacağım

ayrılmadan önce son kez baktım sana
hala gururlu ve hala sıcaktın

daha söylesem bilirim dinleyecektin
ama ben yine de sifonu cektim .

yoğun istek üzerine dev hizmetimiz dr. skull un sen şarkısı burada...
http://uploaded.to/?id=56k0bi

sonunda burayıda kendimize benzettik illegal yaptık :)