9 Ocak 2009 Cuma

Göbek Adım (Amsterdam )

şu yazımdaki bir soruda nerede yaşamak istediğim soruluyordu.

çok düşünmeden Amsterdam geçmişti aklımdan.

her zaman hayalleri süsleyen bir şehir olmuştur Amsterdam…

biraz önce siz hangi şehirsiniz isimli bir test çözdüm ve bilin bakalım hangi şehirmişim ben .

Amsterdam !

şöyle demişler testin sonucunda ;

Amsterdam

Siz tam anlamıyla bir özgür ruhsunuz. Aykırlık sizin doğanızda var. herksin yaşadığı yerlerde yaşayamaz, kısıtlamalara tahammül edemezsiniz. Kendine has dünyanız ile diğerlerinden kabul beklemek size göre değildir. Işte bu yüzden siz özgürlükler şehri Amsterdamsınız kimin ne yaptığını sorgulamayan, iyi kötü ayrımının diğer şehirlerden çok farklı kriterlerle belirlendiği – hatta belirlenmediği- şehir Amsterdam. Siz de Amsterdam gibi sıradışı bir hayatın insansınız günlük rutinlerden çabbuk sıkılır, birçok insanın konfor tabir ettiği özelliklere burun kıvırırsınız. Tatil anlayışınız bile bu nedenle en sade ve bohem olanından yanadır. “Amsterdam” adeta sizin göbek adınız.

 

sevdim bu testi.demekki testlerde bazen doğru sonuçlar verebiliyormuş :)

sizde deneyin bence sonuçları merak ediyorum :)

7 Ocak 2009 Çarşamba

bir nevi faq ( mim )

sLnnn hanım tarafından mimlenmişiz yine :)

aslında mimleri seviyorum , mimler sayesinde buraya birşeyler karalayabilmem daha kolay hale geliyor…

bilirsiniz işte ; isteksizlik ve uyuşukluk hali…

neyse lafı fazla uzatmadan mim için sLnnn hanıma teşekkür ediyorum ve konuya geçiyorum.

Bir sürü soru sormuşlar ve cevaplamamızı istemişler.cevapları okuduğunuzda elinizde güzel bir “sRknnn” profili oluşabilir.

bu yüzden uyarıyorum.

vıewer discretion is advised

1- En sevdiğiniz kelime nedir?

en sevdiğim kelime “kesinlikle” kesinlikle bu kelimeyi seviyorum (bakın yinr kullandım) birşeylerin kesin olması durumu beni rahatlatıyor ihtimallerden hoşlanmıyorum.

2- En nefret ettiğiniz kelime nedir?

kullanılış açısından nefret ettiğim bir kelime yok.

yani var olsa bile hatırlamıyorum ve hatırlasam bile bunu hiçbir önemi yok.

ama anlam bakımından “yalan” kelimesini sevmiyorum.

özellikle karşıdaki insan benim dediğime inanmadığı ve “yalan söylüyorsun” gibi bir cümle kurduğu an tepemin attığı andır.

3- Sizi ne heyecanlandırır?

birçok şey beni heyecanlandırır.

ilgimi cezbeden herhangi bir kitabın bir sonraki sayfası, bir dizinin ileriki sahnesi ,  filmin sonu, yeni başlangıçlar , tünelin sonundaki ufak bir ışık, gs maçları :) vs vs

4- Heyecanınızı ne öldürür?

başarısız olma düşüncesi , yani bir bakıma kendim öldürürüm.

başkalarını umursamam.biri benimle ilgili bir duyguyu öldürecekse bu ben olmalıyım.

5- En sevdiğiniz ses nedir?

enstrüman sesleri gitar, bateri, saksafon, davul, zurna, darbuka :)

sevdiğim insanların sesleri.

6- Nefret ettiğiniz ses nedir?

kesinlikle gülme sesleri en başta gelir.

bazı insanlar çok kötü sesler çıkartarak gülebiliyorlar.

onun dışında köpek havlamasından kedi miyavlamasından falan da hoşlanmam ve nefretv etme derecesinde olmasa da bebek ağlamasından ve gürültücü çocukların çıkardığı seslerden hazzetmem.

7- Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?

Avukat olmak istemem.beki yanlış bir fikre sahibim ama işin içine çok yalan giriyor gibime geliyor benim.

bir de şu an eğitimini aldığım sektörde çalışmak istemiyorum.

elektronik :(

8- Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz?

ışınlanma yeteneğim olmasını isterdim.

bu şekilde hop orada hop burada dünyadaki bütün güzellikleri görme şansına sahip olabilirdim diye düşünüyorum.

ayrıca istanbul trafiğinden de kurtulmuş olurdum :)

9- Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?

kim olurdum bilemiyorum.

belkide george w. bush olurdum kimbilir…

soruyu kim olmak isterdin diye alacak olursak eğer  malesef ona da net bir cevabım yok :)

Osman Bey belki :) bir imparatorluğun kurucusu olmak eminim hoş olurdu

10- Nerede yaşamak isterdiniz?

hollanda nın herhangi bir şehri olabilir.

amsterdam,eindhoven.rotterdam

ingiltere olabilir bir de ama İstanbulu seviyorum.

11- En önemli kusurunuz nedir?

tembellik.kesinlikle en önemli kusurum tembelliktir benim.

öte yandan beni ben yapan en önemli şey de budur malesef.

sanki tembel olmasam sRknnn değil de başka biri olurmuşum gibi geliyor.

12- Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?

Obeziteye kaçar derecede yemek yemeyi sevmem.

yemek benim için bir yaşam biçimidir bir eğlencedir.

keyif verir ama tehlikelidir uzun vadede zarar da verir.

13- Kahramanınız kim?

Taro Misaki (Tsubasa nın kankası )

Dexter Morgan (seri katil )

14- En çok kullandığınız küfür nedir?

şerefsiz derim heralde.

küfürle aram yoktur pek. bir msn alışkanlığı olarak a.q da nadiren kullandığım bir terimdir :)

15- Şu anki ruh haliniz nasıl?

uyuşuk , isteksiz , yorgun, kırgın ama net

16- Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?

Her son yeni br başlangıçtır.

change what you can, hide what you can't.

17- Mutluluk rüyanız nedir?

birken çift olabilmek ,çiftken ise tek olabilmek.

bütünlüğümü bozmayacak bir insan istiyorum onunla beraber yaşamalıyım.gerisi zaten gelecektir mutluluk için.

18- Sizce mutsuzluğun tanımı nedir?

benim için mutsuzluğun tanımı umutsuzluktur.güvensizliktir,nedensizliktir.

19- Nasıl ölmek istersiniz?

bu seferlik erhan cevaplasın :(

Ölürsem
İstanbul'da ölmeliyim ben.
Namazda
martılar geçmeli üstümden.
Mümkünse kış olmalı.
Mümkünse
kimse duymamalı.
Ölümler sıkıcıdır yaşayanlara.
Mümkünse bir mezarcı,bir hoca...
Tahta,toprak iş bitince,
midyeleri koyup saca,
laflasınlar umarsızca.

20- Öldüğünüzde cennete giderseniz Allah'ın kapıda size ne söylemesini istersiniz?

Hele otur soluklan yiğenim diyecek hali yok heralde.

ondan adnan şenses in şarkısındaki sorunun cevabını vermesini isteyebilirdim

“Allahım bu dünyaya ben niye geldim “

bende kalsın mim kimseye göndermiyorum.

5 Ocak 2009 Pazartesi

iyiki doğdun sLn iyiki varsın sLn…

bugün günlerden 5 ocak.

bugün anlamlı birgün çünkü canım arkadaşım sLn in doğumgünü…

aslında tarihlerle aram hiçbir zaman iyi olmamıştır, özellikle de bu tarihler doğumgünleriyse kesinlikle ezbere bilmem.

ama 5 ocak kesinlikle aklıma kazınmış bir tarihtir hiçbir hatırlatıcıya gerek duymadan hatırlarım.

peki  tam olarak ne zaman anlam kazanmış bu tarih…

böyle günlerde insan bir garip oluyor , anlamlı anlamsız bir hüzün kaplıyor içini falan…

2006 yılının haziran ayıydı sanırım (yanlışsam düzelt sLn )

ismi lazım değil hayatımızın içine eden ve aynı zamanda  hayatımızın içine ettiği oranda sevdiğimiz bir grubun konseri vardı.

en başta ortak noktamız sadece bu gruptu sanırım.(şimdi düşününce epey ironik geliyor.)

neyse daha  önceden  msnde  yaşadığımız  bir gerginlikten dolayı o akşam aramız pek iyi değildi.ne soğuk ne sıcak olması gerektiği gibiydi aslında.

ama ilk buluşma için genel olarak iyi bir tayfa oluşturacağımız belliydi.

daha sonra öyle oldu böyle oldu  iyi arkadaşlar olmaya başladık biz..

sen ben arif ile dahada ilerledi bu dostluk.

ha birde ahu vardı sanırım o buluşmada daha sonrada defalarca gideceğimiz bir mekan olan müptelada (bildiğin kıraathane ) olaylar gelişti.

gitgide daha fazla görüşmeye başladık yavaş yavaş tayfamızı genişlettik.

asıl tayfamız çok fazla genişlemesede bi dünya insanla tanıştık bir sürü konsere gittik , çeşit çeşit organizasyonlar düzenledik.

daha önceleri bazılarının yapamazsınız dedikleri herşeyi yaptık :)

zaman zaman bazı arkadaşların bizi yarı yolda bırakıp işleri üstümüze yıktıkları olmadı değil :)

ama biz her zaman ,sen kızdığın zaman ben, ben kızdığım zaman sen diğerimizi sakinleştirip ikna etmeyi bildik :)

sonra zaten ikimizin ve çevremizdeki herkesin kızğın olduğu bir dönemde de bazı olayları sonlandırdık.

ama bu dostluğumuzu bitirmedi.

evet inkar edecek halimiz yok,tayfa olarak eskisi gibi her hafta sonu 2 defa buluşamıyoruz :)

ama çabalıyoruz ve başardığımız zamanlarda benim en mutlu olduğum zamanlar olarak hafızama kazınıyor.

hangi birimiz unutabiliriz kadiköy konserini , bayrampaşa konserini ,  ortaköy konserini, gittiğimiz iğrenç tivi programlarını :)

marmara konserlerini,piknik organizasyonunu geçen seneki doğumgününü :)

geçirilen zor günleri, istiklal de sabahlamaları , karşılaştığımız birbirinden garip insanları…

neyse ben duygulanınca kaptırıp gidiyorum bir yerde kesmek lazım.

yoksa sen bile sıkılıp okuyamayacaksın :)

uzun lafın kısası hep hatırlayacağım güzel zamanlarımız oldu ve sayenizde her geçen gün yenilenerek çoğalıyorlar…

yaşlanıyorum diye üzüldüğünü sanmıyorum ama eğer üzülüyorsan da hiç üzülme çünkü bizim tayfanın beraber yaşlanması için elimden ne geliyorsa yapacağım :)

ileride inşallah çocukların olacak bana dayı diyecekler :)

benim çocuklarım olursa sana hala diyecekler.

sonra belkide bu yazdıklarımızı okuyup bize gerizekalı falan diyecekler .)

umarım birgün herşey hepimiz için güzel olur.

umarım gelecek seneler sana en iyisini verirler…

iyiki doğdun canım arkadaşım canım kardeşim…

imza: seyyahserkan ve sRknnn :P

31 Aralık 2008 Çarşamba

ikiçiftsıfırdokuz

evet sevgili okuyucular elimizde olmayan sebeplerden ötürü 2009 yılına girmemize çok az bir süre kaldı.

yaklaşık  1 saat  sonra müstakbel yeni yılımıza gireceğiz.

hepimizin bildiği acı gerçek şu ki yeni günler yeni aylar yeni yıllar hiçbirşeyi değiştirmiyorlar esasında, değişen sadece rakamlar.

ama yinede yılbaşı akşamlarını seviyorum.

bana değişik şeyler çağrıştırıyor ve dünyadaki çoğu insan içinde başka başka şeyler çağrıştırdığını düşünüyorum.

neyse alkolünde verdiği etkiyle birşeyler yazmak istemiştim sadece :)

2009 u boş geçmeyelim demiştim.

yazının başına gelirsek değişenin sadece rakamlar olduğunu bilsek bile birçak dilekte bulunmaktan kendimi alamıyorum.

kısaca sağlıklı , huzurlu , mutlu bir 2009 diliyorum herkes için.

biliyorumki olacak ama 2009 da savaş olmasın.

herkese mutlu yıllar….

 

p.s : umarım 25 trilyon bana çıkar :)

28 Aralık 2008 Pazar

ben görür müyüm ?

-Lostun finalini

-Galatasaray ın kadiköyde Fenerbahçeyi yendiğini

-Youtube a erişim yasağının kaldırılmasını

-Deniz Baykal ın başbakan olmasını :) (görmesekte olur sanki )

-Mezun olduğumu (görmeliyim )

-Torunlarımı (evlendik çocuğumuz oldu da torunları düşünüyoruz ) :)

-Türkiyede insanların oldukları gibi kabullenilebilmelerini… (ucu açık bunun)

-PKK denen illetten kurtulduğumuzu

-Hangi ideolojiye sahip olursa olsun devleti yöneten insanların çalıp çırpmadığı,adam kayırmadığı,yolsuzluk yapmadığı bir hükümeti

-Türban sorunu denen ve aslında sadece bir oyalama stratejisi olan sorunun çözümünü…

-Sözde Ermeni soykırımına her iki taraf içinde kabul görecek bir sonuç kazandırılmasını

-Bir üstteki madde gibi Kıbrıs Meselesinin çözümünü

aslında yazıyı planlarken daha çok kendimle ilgili olaylara ağırlık verecektim ama yazdıkça politik mevzulara daha çok girdiğimi fark ettim.

neyse olsun politik mevzularda bizi ilgilendiren sorunlar değil midir zaten…

neyse efendim aslında bu konu güzel bir mim olabilir ama şimdi kimseyi yazmak zorunda bırakmak istemiyorum ama konu hoşuna giden olursa onlarda ben görür müyüm acaba dediklerini yazabilirler.

biz de zevkle okuruz :)

 

sahi ben bunları görür müyüm 8-)

kendini gerçekleştirme

sevgili persona non grata dan mim gelmiş.aman ne iyi etmiş te gelmiş hoşgelmiş diyoruz ve mim konumuza bakıyoruz.

konumuz maslow amcamızın  gereksinimler hiyerarşisinin beşinci maddesi olan “kendini gerçekleştirme”  kuramları hakkında atıp tutmak kendimizi değerlendirmek.

öncelikle nedir bu maslow amcanın teorisi diyecek olanlar için  bakınız.

öncelikle değinmeden geçemeyeceğim bir nokta var ki önemlidir.

bu maslow amcama göre ben 2. konu başlığına geçemiyormuşum.

bana önce fizyolojik gereksinimlerini karşıla ondan sonra karşıma gel diyor maslow ve kalbimi kırıyor :)

neyse uzatmadan geçelim maddelere ve bakalım ne var ne yok…

 

*"Gerçekçi, yaratıcı, empatik ve doğaldırlar, ulaşılabilir hedef koyarlar."

 

genel olarak gerçekçiyimdir.bazı konularda değiştirilemeyecek gerçeklerim vardır ve onlar asla değişmezler.vazgeçtim.aslında bayağı bir gerçekçiyimdir ben.bazen olmaz hayallerim vardır ama o kadar olsundur.

Yaratıcı olduğumu söyleyemem.yani kendime yaratıcı diyecek kadar yaratıcı değilimdir.etrafta o kadar yaratıcı insanlar varki !

empatik ve doğal  ne demek anlayamadım aslında biraz saçma olmuş biz bu kavramları ayıralım da inceleyelim.

empati kurmak sık başvurduğum bir yöntemdir önem veririm bu konuya.karşısındaki insanın yerine kendisini koyamayan insan kendisinide anlayamaz bence.

doğal olma konusuna gelince evet gayet doğalımdır.

neredeyse yapmacık hiçbir duygum hareketim ve tavrım olmamıştır.

ha bu özelliğim yüzünden bazı insanlarla ilişkilerimde bazı problemler yaşamışımdır ama olsundur.doğal olmak iyidir.

ulaşılamaz hedef yoktur bence.

ulaşılamayacak hedef derken hayal kurmaksa mevz-u bahis hayal kurarım ama ulaşılabilir hedeflerim daha çoktur.

 

*"Bağımsızdırlar, özel yaşama önem verirler."

 

I have an addict diyorum :)

iç işlerinde tam bağımsız dış işlerinde bağımlı diyebiliriz buna :)

özel yaşam ise mutlak gereksinimdir benim için.

özel yaşamı olmayanın bir yaşamı olabilemez.

 

*"Kültürün ve toplumun beklentileri doğrultusunda hareket etmezler."

kültürün ve toplumun beklentileri doğrultusunda hareket etmem!

kendi doğrularım her zaman olmuştur ve olacaktır ama kültürün ve toplumun beklentilerini de gözardı etmem.

 

*"Doruk yaşantıları vardır"

he yea yea.hayatta heyecan ararım.sevdim mi tam severim.

sana yan bakanın gözlerini oymazsam namussuzum (special thanks to seda sayan)

 

*"Az sayıda insanla çok derin ve anlamlı ilişkilere sahiptirler"

 

kesinlikle öyledir.çok fazla insanla sıkı fıkı olmayı sevmem.

kesinlikle az sayıda özel arkadaşım vardır ve onlarla çok derin ve anlamlı ilişkilere sahibimdir.

ama burda bile bazı sorunlar vardır ki  bunlarda bazı insanların bu derin ve anlamlı ilişkileri anlamlandıramamasıdır!

 

*"değerleri ve tutumları demokratiktir"

yok be gülüm olmuyor işte.

siyaset adamı olsam belki öyle davranırdım ama gerenk yok.

 

*"Kendilerini olduğu gibi kabul edip severler."

mecburen mecburen mecburen mecburen işe gitmek mecburen mecburiyetten.

*"Mizah anlayışları felsefi ve dostçadır."

dostçadır ama felsefi olduğunu sanmam.

*"Gereksiz kaygılar yaşamazlar"

gereksiz kaygıları taşırım ama gerekli kaygıları taşıma konusunda kaygılarım vardır.

*"Başkalarını olduğu gibi kabul edip severler."

evet doğrudur.

ya kişileri olduğu gibi sevip kabul ederim ya da kişileri sevmeyip kabul etmem.

değiştirmeye çalıştığım olmamıştır heralde.

*"Probleme değil çözüme odaklıdırlar"

çözüme ulaşmak adına probleme odaklıyımdır.

*"Amaçlarla araçları ayırt ederler."

etmekte zorlanırım hatta çoğu zaman edemem.

21 Aralık 2008 Pazar

MiLan BaRos




Baros atıyor Galatasaray coşuyor.
oldu 14 :)

19 Aralık 2008 Cuma

bunları dinlemek/izlemek lazım…

Noir Desir - Les Écorchés



yok ben böyle birşey göremedim tünelden giricem diyenler için

16 Aralık 2008 Salı

zaman bir yelkovan...
zaman bir akrep...
zaman bir mürekkep kıvamında akıyor.
görmediklerim geleceğimin
gördüklerim ise geçmişimin feneri olsun.
karanlık varsa eğer
hep gelecekten geçmişe vursun
bildiğim cevapların bilmediğim soruları  ise  bilahare tanrıdan sorulsun
amen.

13 Aralık 2008 Cumartesi

yaratıcı türk zekası















fazla söze gerek yok aslında.
ankarada bir bakkal dükkanının camından objektifimize takılan kare...
ayrıyetten cama gölgemiz de vurmuş :)