19 Aralık 2008 Cuma

bunları dinlemek/izlemek lazım…

Noir Desir - Les Écorchés



yok ben böyle birşey göremedim tünelden giricem diyenler için

16 Aralık 2008 Salı

zaman bir yelkovan...
zaman bir akrep...
zaman bir mürekkep kıvamında akıyor.
görmediklerim geleceğimin
gördüklerim ise geçmişimin feneri olsun.
karanlık varsa eğer
hep gelecekten geçmişe vursun
bildiğim cevapların bilmediğim soruları  ise  bilahare tanrıdan sorulsun
amen.

13 Aralık 2008 Cumartesi

yaratıcı türk zekası















fazla söze gerek yok aslında.
ankarada bir bakkal dükkanının camından objektifimize takılan kare...
ayrıyetten cama gölgemiz de vurmuş :)



dexteR morgaN


canımız ciğerimiz dexter morgan ımız  sonunda bu işlere de el attı.
hadi hayırlısı olsun :)


29 Kasım 2008 Cumartesi

ne kadar enteresan

sabah sabah gözlerimi açar açmaz şarkı söylemeye başladım (sabah dediğim 14:00 ).
dilime takılan şarkı Mazhar Alanson dan "hamak".
sonra kısa bir düşünceden sonra şarkıyı bu gece rüyamda da gördüğümü bir flasback misali anımsadım.
bir lise arkadaşımla sokaklarda boş boş dolanıyoruz ve bu şarkıyı söylüyoruz.
bir anlam veremedim tabi.
ama şarkının bazı sözleri de çok manidar geldi...
...
bir tuhaf bunalım bu egom ağlar
bilirim beyhudedir bu itiraflar
duvardaki sloganlar reklamlara dönüştü
randımanlı gitmiyor işler eskiden olduğu gibi
şu garip halim sonunda buralara benzedi
sanki birşeyler olmuyor
tam şeklini almıyor
randımanlı gitmiyor işler eskiden olduğu gibi
şu garip halim sonunda buralara benzedi

ne yapsam ne yapsam
bir hamak alıp sallansam
kurtulurmuyum bunalımdan
hamakta sallansam
ne kadar enteresan!

şarkı hala dilimdeki varlığını sürdürüyor, bir yandan dinliyor bir yandan da söylüyorum.

Ne kadar enteresan.

en yakınımdaki kitap { zevkli bir oyun }

bir mimleme hadisesine rast geldim sLn in ve a.nur un bloglarında.
oyun ilginç geldi ve katılmak istedim.
en yakınımızdaki kitabı alıyormuşuz , 56. sayfayı açıp 5. cümleyi yazıyormuşuz, olay bundan ibaretmiş.
neyse en yakınımda yatağımın başucunda osmanlı padişahları ile ilgili ansiklopedik tarzda yazılmış yayınlar vardı onları görmezden geldim :)
girişteki etejerin üstünde birkaç kitap vardı bende ilk elime geleni aldım.

şansımıza Orhan Kemal in güzel bir eseri olan "Bereketli Topraklar Üzerine" çıktı.
56. sayfayı açtım ve 5. cümleyi aynen yazıyorum.

"işe alıştıkça kaşınma,boğazındaki gıcıklanma geçti , o kadar ki ; kozaları çuvalıyla alıp makinenin ağzından dökerken,gözleri çevrede dolaşmaya , kapıdan dışarılara , dışarıdaki çırçır makinelerinin üzerindeki başörtülü kadınlara, saçılan pamukları uzun saplı süpürgeleriyle toplayan kızlara ilişip tatlı tatlı iç çekmeye başladı."

bu cümlede kendimden birşeyler gördüm diyebilirim.
yeni bir iş öğrenirken yaşadığım zorlukların , tedirginliklerin ,beceriksizliklerin , ürkekliklerin tecrübe kazandıkça nasıl da aştığımı anımsadım.
hatta aşmakla kalmayıp işin iyice ehli olduktan sonra o ilk anki hevesin çabanın nasıl söndüğünü, işin ehli olsan bile o ilk seferki heyecandan eser kalmadığını ve tabiri caizse elin işte gözün oynaşta bir tavır takındığını dehşetle gördüm :)
bu insanoğlunun doğasında var !


neyse bizden sonra oyunu devam ettirmek isteyenler için kuralları copy-paste yapalım :)

* Kendinize en yakın kitabı alın.
* Sayfa 56yı açın. Beşinci cümleyi bulun.
* Cümleyi bu kurallar ile birlikte yayınlayın.
* En sevdiğiniz, en moda veya en entelektüel kitabı seçmeyin: en yakınınızdakini alın

28 Kasım 2008 Cuma

kamyonlar kavun taşır...

bir Cahit Külebi şiirinde geçen sözlerin çok sevdiğimiz bir müzisyen abimiz Yaşar Kurt tarafından bestelenmesiyle ortaya çıkan bir şarkıdır "kamyonlar kavun taşır"
çok iyi hatırlarım bir dönem epey geyiğini döndürmüştük arkadaşlar arasında.
ee kamyonlar kavun taşıyosa taşıyo nedir yani gibi yorumlarımız olmuştu hatta o dönem bir abimiz bizi duygusuzlukla itham etmişti :)
uzun lafın kısası işte "kamyonlar kavun taşır"

kamyonlar kavun taşır
ben hep seni düşünürdüm
niksar’da evimizde
küçük bir kuş kadar hürdüm
artık bu şehir başkadır
herkes beni aldattı gitti
kamyonlar kavun taşır
içimdeki şarkı bitti
kamyonlar yine kavun taşır
içimdeki şarkı bitti


ve işte bulunması neredeyse imkansız olan bir canlı performans.
Yaşar Kurt ve gitarı-"kamyonlar kavun taşır"




27 Kasım 2008 Perşembe

mimlenme olayı...

vodoo girl tarafından mimlenmişiz .
blog terimleriyle pek haşır neşir olmadığımdan dolayı ilk başta anlamadım nedir bu mimlenmek ne menem birşeydir diye.
anladığım kadarıyla bir konu seçiliyor ve yazar yazısını yazıyor.daha sonra dur bir atraksiyon yapalım bu konuyu başkalarına da yazdıralım diyor ve o kişiyi mimliyor sonra o da bir yazı yazıyor başkasını mimliyor bu böyle sürüp gidiyor :)
inşallah doğru anlamışımdır :)
neyse konuya geçelim artık.
konumuz garip huylarımız.
başlayalım bakalım aklımıza geldiğince...

-ayakkabı bağcıklarımı bağlamayı sevmem sürekli çözülmüş bir halde dolaşırım.
arkadaşlarım dostlarım ailem ve hatta beni tanımayanlar sürekli uyarırlar bağcığın çözülmüş bağla düşersin diye . beni düşünmelerine rağmen ben onlara "kıl" olurum.sanane lan benim ayakkabı bağcığımdan derim içimden ama dışımdan söyleyemem , duyulmayacak bir tonda mıy mıy birşeyler söylerim ve yine bağlamam :)

-galatasaray maçlarını iki elim kanda olsa bile bir şekilde izlerim.
ben maçı izleyemezsem takımın 10 kişi oynayacağını düşünürüm.izlersem yeneceğimizi düşünürüm.

-maç izlerken konuşmam, konuşan insandan da nefret ederim. sanki ben konsantrasyonumu sağlayamazsam takım pres yapamıyor gibi gelir bana.

-hiçbirşey almayacağımı bile bile sırf iş olsun diye markete gidip gezerim.
alakasız alakasız şeylere bakınırım,bakınmakla kalmam hepsini ellerim :)

-sLn le bire bir aynı olarak evden çıkmadan önce ceplerimi defalarca yoklarım.
anahtarımı, cüzdanımı , mp3 playerımı , akbilimi kontrol ederim.
asansöre binerim tekrar kontrol ederim , asansörden inerim tekrar kontrol ederim.
ve sonunda ister inanın ister inanmayın mutlaka birşey eksik çıkar ve ben eve tekrar dönmek zorunda kalırım.

-dışarıya çıkarken havanın nasıl olduğuna bakmam.dışarı çıkarım üşüyorsam eve gelip kalın birşeyler giyerim, değilse basar giderim.

-nedendir bilinmez aradığım birşeyi hep en son baktığım yerde bulurum.
misal otobüse binicem ve akbilimi arıyorum.
benim genelde 8 tane cebim olur.bütün ceplerimi ararım ama ne hikmetse akbil hep en son baktığım cepten çıkar.
bu süre zarfında akbili bulacağım kesin olsa bile çok heyecanlanırım :)

-okula önemli bir evrak götürüyorsam (ödev, staj defteri vs ...) vapurla gitmemeye özen gösteririm.
vapurla gidersem de iskeleden uzak dururum.
elimdeki evrakı denize düşürmekten korkarım 8-)

-ders çalışmam gerekiyorsa ya çişim gelir ya da susarım.bazen her ikisi birden olur. (evet, hala )

-çokoprensin yanında ayran içerim ! (mide meselesi kardeşim,kro falan demeyin özel anlamı var )

-otobüste karşılıklı koltuklarda karşıma birisi oturduğunda (bir hanımefendi mesela )
çok tedirgin olurum, yüzüne falan bakamam :S.
bakışlarımı bir tarafa fikslerim boynumu bükerim ve boynum tutulur.

-iki senelik okulu dört senede bitiririm :(
sınava bir hafta kala daha bugün var daha yarın var diye diye sınav gününü getiririm.

-ösese ye girerim.sayısal öğrencisi olduğum halde sözel yapar çıkarım ! fizik , kimya bünyeyi kasar :)

- zevk olsun diye kapesese ye girerim.düşük puan alırsam üzülürüm.

-rakı, vodka viski içerim bana mısın demez ama 1 birayla kafayı bulabilirim.
sarhoş olduğumda normalde yapmayacağım bir ton şey yaparım ama sabah hepsini en ince ayrıntısına kadar hatırlarım.

-moralim bozuksa kadınlar gibi saçımla oynarım.sakalımla uğraşırım.traş olmam hajı baba olurum, sokaktan geçen hajılar selam verir ama ben oralı olmam.

düşünsem belki daha uzar ama yeter bu kadar :)

son olarak sanırım benim de birilerini mimlemem gerekiyor.
buralarda çok tanıdğım yok ama mimleyelim birilerini belki yazarlar .
....Ah ayrodinamik Yar....

Keşfedi-Yorum, Keşfediyorum

kızınızı yiyolar beyfendi acele yetişin !

engin jurnal in dediği gibi gün geçmiyor ki güzel ülkemizde bir gariplik daha yaşanmasın sayın okuyucular.
avcılar da bir öğrenci yurdunun müdiresi kız öğrencilerden birinin boynundaki ve yüzünde kızarıklıklar olduğunu farkediyor sorup soruşturmadan tespitini yapıyor ve kızın aydın da ikamet eden babasını arıyor aynen şöyle diyor.
kızınızın yüzünde ve boynunda morluklar var kızınız erkeklerle yatıyor !
kızınızı yurttan atıyoruz.
amcam hemen kızını buluyor ve iddiaları soruyor.
kızımız olayı reddedip kızarıklığın sebebini kız arkadaşıyla şakalaşması olduğunu gösteriyor.
baba da kızını alıp iki ayrı hastaneden bekaret raporu alıyor ve yetkili birimlere şikayette bulunuyor.
bize de yüzdeki kızarıklığa bakarak kızın erkeklerle yattığını anlayan müdirenin zekasını ,kızına inanmayıp bekaret testi yaptıran babanın düşünce yapısını tebrik etmek kalıyor!!!
bu örnek de ülkemizde kadına bakışın somut bir örneğini tekrar ve tekrar gözlerimizin önüne seriyor.
buyrun haberin linki : http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=turkiye&ArticleID=1021484&Date=27.11.2008&b=Kiz%20yurdunda%20bekaret%20testi&ver=76

26 Kasım 2008 Çarşamba

sonsuz döngü

alttan yavaş yavaş veriyorlar gerilim müziğini...
aceleyle pişirmek zorunda olduğunuz bir yemeğin altını sonuna kadar açmak gibi...
yine aynı duyguları yaşıyorum aynı anda.
gözler kısılmış yine gözkapakları açılmak bilmiyor.
hissediyorum güzel şeyler olmayacak.
bu ne kadar böyle sürecek bilmiyorum
evet bugün var ama peki yarın...
arasıra müzik biter gibi oluyor,korkuyorum.
sonra tekrar ve tekrar...
sonsuz bir döngüdeyim sanki
ama biliyorum o müzik birgün bitecek
bitmesini istesem de istemesem de...